FCA başarılımı
Volkswagen’nin hem kendi modellerinde, hemde çatısı altındaki diğer modellerinde yüksek satış rakamları yakaladığı büyük bir gerçek. PSA grubu , özellikle Opel’i satın almasından sonrada satışlarını arttırdığı gözlerden kaçmıyor.
Renault’da da işler fena gitmiyor. Nissan ile gösterdiği ortaklık özellikle SUV sınıfında kendini belli ediyor.
Akıllara gelen bir diğer marka ise Fiat. FCA grup çatısı altında Chrysler, Dodge, RAM, Jeep, Alfa Romeo, Lancia, Ferrari, Maserati, Abarth gibi markaları barındırıyor.
Fakat strateji olarak baktığımızda Fiat Avrupa’dan ziyade Amerika üzerine yoğunlaşmış gibi.
Alfa Romeo Guiletta kusursuz güzelliğine rağmen, artık yaşını belli etmeye başladı.Alfa Romeo Giulia başarılı bir model ama ülkemizde, ÖTV başta olmak üzere, vergilendirmeden dolayı ne yazık ki rağbet gören satış rakamlarına yaklaşamıyor. Lancia üretimden kalktı.Türkiye pazarı için yorum yapacak olursak,Fiat’dan sonra Jeep ile ,özellikle SUV sınıfında pazarda yer bulmaya çalışılıyor.
Peki Türkiye için yapılan stratejide hatalar olabilir mi. İnceleyelim
Lancia Delta tasarım olarak güzel bir otomobildi. Sunduğu donanım özellikleri ve konfor ile ön plana çıkıyordu. Aynı platformda yer alan kardeşi Fiat Bravo’da kötü bir otomobil değildi.
Fakat yapılan stratejik bir hata vardı. Ülkemizde dizel otomatik modası vardı. Volkswagen grubu iyi bir hamle yapmıştı. Golf, Leon, Octavia, Polo ,İbiza, Fabia gibi modellerin hemen hemen tamamında DSG şanzımanı sunuyordu. DSG şanzıman her ne kadar korkulan bir şanzıman dahi olsa tercih listesinde vardı. Hyundai ve Kia’da özellikle i30 ve Ceed modellerinde önce klasik otomatik şanzıman ve sonrasında gelen makyajla birlikte, çift kavramalı şanzımana geçmişlerdi. Renault’da kendi çatısı altında çift kavrama seçeneğine geçmiş iyi bir alternatif olmuşlardı.
Fiat ise çok eleştirilen robotize şanzımana devam edip belki de bu otomobillerin satışının yavaşlamasına sebep olmuştu.
Bir diğer hamle ise motorlu taşıtlar vergisine takılan otomobiller oldu. BMW ve Mercedes çok satan top modellerinde düşük hacimli motorlar getirerek, ürün yelpazesini arttırdı.
Fiat çatısı altında ise, BMW ve Mercedes’e yakın olabilecek marka olan Alfa Romeo’da bir tek Guiletta vardı.Çift kavramalı dizel otomatik seçeneği gelmişti ama aynı kaderi ne yazık ki Lancia Delta paylaşamadı.Alfa Romeo Giulia ise düşük hacimli bir motora sahip olamadı. Türkiye pazarı için düşük hacimli motor seçeneği için ısrar edilseydi, eminim ki Türkiye pazarında daha fazla AlfaAlfa Romeo Giulia görebilirdik.

Egea ile işler biraz değişti. Çok satan Punto modeli üretimden kalktı. Fakat Egea akıllı bir strateji ile hem B segmentine, hemde C segmentine hitap eden bir otomobil. Geniş motor yelpazesi ve donanım seçenekleri ile hem B hemde C segmentine yakın bir fiyat seçeneği sunması ile yüksek satış rakamları elde ediyor. Tempra’dan sonra Tofaş’ın Türkiye pazarında ürettiği en iyi otomobil diyebiliriz. Linea başarılıydı ama ticari bir otomobil olduğunu fazlasıyla belli ediyordu. Egea bu konuda ilaç gibi geldi.

Fiat’ın en büyük eksiği Türkiye pazarında D segmenti. Passat ve 508’e rakip olabilecek bir otomobil bulunmuyor. D Segmentinde rekabet o kadar fazla büyüdü ki bu segmentte Fiat eksiklik çekiyor. Alfa Romeo vergi dilimine takılıyor. Yeni bir otomobil’de ufukta gözükmüyor.
SUV sınıfında ise işler ne iyi ne kötü Jeep gibi önemli bir kozu güçlü rakipleri karşısında ne kadar da götürebilir tahmin zor. Peki Türkiye pazarında Fiat denince akla neler geliyor

- Markaya bir ön yargı var. Tofaş kuş serisi üretildiği yıllara göre çok başarılı bir otomobildi. Bu otomobilin yeni versiyonu üretilmedi. Hala trafikte fazlasıyla gördüğümüz için, kullanan kitle yüzünden otomobilin gördüğü değer tartışılır.
- D segmenti bir otomobil olmaması büyük eksiklik
- Ticari sınıfa olan başarılı yönlenme binek otomobillere olan eğilimi azaltıyor.
- Reklam( Özellikle Alfa Romeo ve Jeep ) yetersiz.
Bir sonraki yazımızda Volkswagen markasını inceleyeceğiz.
